Cinselliğe Farklı Bakıyoruz

Cinsellik yaşamın doğal bir parçası ve hepimiz onu farklı algılıyoruz.

DENEMELER

Ayça Söylemez

9/17/20253 min read

Cinsellik, yaşamın doğal bir parçası. Ancak ne gariptir ki biyolojik cinsiyet, cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelime göre cinselliğe karşı tutumda farklılıklar oluyor. Bu yazıda biyolojik cinsiyeti kadın veya erkek olan heteroseksüel kişiler üzerinden karşılaştırmalı olarak cinselliğe yaklaşımı tartışalım istiyorum.

Cinselliğe karşı tutum; biyolojik ve kültürel etmenlerden, bireysel deneyimlerden, toplumsal normlar ve tarihsel süreçlerden etkilenerek şekillenir.

Biyolojik ve psikolojik etmenler

Yapılan çeşitli araştırmalara göre hormonal farklılıklar cinsel dürtüler üzerinde etkili olabiliyor. Erkeklerde günlük bir döngü varken kadınlarda aylık bir döngünün olması, erkeklerin hemen her gün hormonal anlamda benzer bir cinsel isteğe sahipken kadınların ay içinde bu isteklerinin iniş çıkışlı olmasına sebep oluyor. Tabii burada evrimsel olarak kodlarımızda var olan üreme dürtüsü ön planda. Dolayısıyla cinselliği biyoloji üzerinden açıklamak oldukça eksik kalıyor.

Biliyoruz ki insanlar bazı diğer canlılar gibi sadece üremek için değil, zevk için de cinsellik yaşıyor. Bu durumda ilk akla gelen etmen: psikolojik faktörler. Kültürel ve tarihsel öğrenmenin de katkısıyla günümüze ulaşmış psikolojik farklılığı kabaca şöyle özetleyebilirim: Kadınlar için duygusal bağ, güven, iletişim cinselliğin olması için oldukça önemli bir yerdeyken erkekler cinselliği çoğu zaman bir performans ve bedensel deneyim değerlendirmesi olarak görür. Tabii ki bu erkekler için duyguların, kadınlar için de bedensel deneyimin önemi yok demek değil. Sadece ağır basan motivasyon kaynağı değişiklik gösterebilir. Bu farklılık da kişiden kişiye değişir.

Kültür ve toplumsal normların etkileri

Toplumsal cinsiyete dayalı cinselliğe bakış, kadın ve erkeğin benimsedikleri tutumu etkileyen güçlü bir etmendir. Bizim kültürümüzde de olduğu gibi çoğu toplumda erkeklerin cinselliği daha özgürdür ve cinselliğin açık yaşanması ya da paylaşılması normal görülür. Hatta bazen bir “erkeklik” yarışına çevrilip cinselliğin duygusal boyutunun arka planda kalmasına neden olur. Diğer yandan, kadınların cinselliği ahlak, namus, mahrem gibi kavramlarla bastırılır ve kontrol altında tutulur. Bu nedenle kadınlar cinsellikleri hakkında konuşmak ya da cinselliği yaşamakla ilgili utanç ve suçluluk duyabilir.

Toplum baskısıyla yaşanan bu farklılaşma partnerlerin birbirini yanlış anlamasına, beklentilerin uyuşmamasına ve sağlıksız cinsel deneyimlerin yaşanmasına neden olabilir. Daha da kötüsü aldatma, taciz, tecavüz, kendi cinsel sağlığından bir haber yaşama gibi birçok bireysel ve toplumsal sıkıntının temelini de atar.

Tarihsel süreçler ve evrensel değişimlerin etkileri

Feminist hareket, her alanda olduğu gibi cinsellikte de eşitlikçi yaklaşımı savunur. Kadınların kendi cinsel arzularını, hoşlarına giden gitmeyen detayları bilmesi ve paylaşması; erkeklerin de duygusallık ve kırılganlık haklarını savunması pas tutmuş cinsiyet rollerini sorgulatıyor.

Tarihsel anlamda feminizmin cinsellik konusundaki en önemli katkılarından biri bu değişimdir. Bu sayede cinsellik dürtüsel ya da toplumsal bir olgu olmanın ötesinde bireysel görülebilmektedir. Karşılıklı rıza, iletişim ve eşitlik sağlıklı bir cinselliğin olmazsa olmazlarıdır.

Cinsellikte yanlış anlamalar

Kadın ve erkeğin farklı tutumları ilişkilerde yanlış anlaşılmalara da sebep olabilir. Mesela erkek, kadının sessizliğini çoğu zaman onay olarak görebilir ya da kadının duygusal ve iletişimsel taleplerini isteksizlik olarak yorumlayabilir. Yanlış anlaşılmaların çözümlenmesi için tarafların her zaman cinsellikleri konusunda açık iletişim kurabilmesi gerekir. Aksi takdirde cinsellik tek gecelik bir ilişki de olsa uzun süreli bir partner de söz konusu olsa sağlıksız ve keyifsiz bir deneyime dönüşür. Bu yazı özelinde cinsel sağlık ve korunma yöntemlerini detaylı işlemesem de bu konuların da cinselliğe karşı tutumda oldukça etkili olduğunu söyleyebilirim. Bir başka yazıda ya da videolarda bu konuyla ilgili detaylara mutlaka yer vereceğim.

Özetleyecek olursam; temelinde yatan nedenlerden bağımsız, farklılıkları anlamak; daha sağlıklı ve eşitlikçi ilişkiler kurulmasını kolaylaştırır. Her bireyin kendi isteklerini ve sınırlarını açıkça ifade etmesi ve karşı tarafın bunu anlamaya çalışması, sağlıklı bir cinselliğin en temel şartıdır.

İlgini çekebilecek kaynakları senin için derledim:

Okuma

Baumeister, R. & Twenge, J. (2002). Cultural suppression of female sexuality.
Hyde, J. S. (2014). Gender similarities and differences in sexuality.

İzleme

Esther Perel – Mating in Captivity (kitap & TED Talk)
The Mask You Live In (erkeklik rolleri üzerine, Netflix)-belgesel

Podcast

Where Should We Begin? (özellikle çiftlerde cinsellik üzerine bölümler)