Toplumsal Cinsiyet: Kadınların "Hayır" Demekte Zorlanması
Toplum kadından ne bekler ama kadın kendisi için ne ister?
DENEMELER
Ayça Söylemez
10/15/20252 min read
Toplumsal cinsiyet rolleri, kadın ve erkek davranışlarına kurallar getiren yazısız bir yasa gibidir. Kadınları uyum sağlayan, kendinden feda eden ve sürekli anlayışlı olması gereken bir imaja sıkıştırır. Bu yazılmamış ama toplumun genelinde kabul gören kültürel kodlar, kadınların günlük yaşamlarında sınır koymalarını zorlaştırır. Çünkü kadınların hayır demesi çoğu zaman bencilce ya da saygısızca görülür.
Toplum kadından ne bekler?
Küçük yaşlardan itibaren kız çocuklarına başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirmesi ve hatta haksızlık karşısında bile sessiz kalması öğretilir. Bu öğretiler kız kısmı idare eder, aman o kırılmasın sen sus şimdi, kadın dediğin anlayışlı olur gibi cümlelerle kız çocuklarının kafasına işlenir.
Uyumlu olma bilinciyle yetiştirilen kız çocukları yetişkin kadınlar olduklarında da onaylanmak ve sevilmek için uyumlu olmaya devam eder. Yani kendi sınırlarını fark etmekte zorlanır ve dolayısıyla sınır koyamaz. Toplumda kabul gören bir kadın olmak; iyi bir eş, anne, evlat ya da çalışan olmak için uyumlu olmayı seçer. Çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını görmezden gelme pahasına sessiz kalır.
Sürekli uyum psikolojik sorunların önünü açar.
Sınır koymakta zorlanması, kadınların kendi değerini başkalarının onayına bağlı tutmasına yol açar. Bu durum birçok farklı psikolojik sıkıntıyla sonuçlanabilir. Kadınlar; tükenmişlik ve aşırı yorgunluk, öfke, kırgınlık, hayal kırıklığı gibi duygu ve durumlarla düzenli olarak mücadele içine girer.
Kendi değeri için onayı dışarıda arayan kadının sağlıksız ilişkiler deneyimle olasılığı da artar. Bireysel ve ilişkisel anlamda yaşanan tüm psikolojik zorlanmalar zaman içinde fiziksel sağlıkta bozulmalara da neden olabilir.
Hayır demek özgürleştirir!
Kendi sınırlarını bilmek; kim olmak istediğin ve ihtiyaçlarının farkında olmayı beraberinde getirir. Böylece sağlıklı ve karşılıklı saygının olduğu ilişkiler kurman kolaylaşır. Kendini önceliklendirmen özsaygını destekler.
Kendi değerini dışarıdan gelecek onaya bağlamak, pamuk ipliğine bağlı bir özdeğere sahip olmaktır. Çünkü o onay her zaman da gelmez. Dışarıdan onayın eksikliğinin seni yıkmaması için en başında değeri kendi onayına bağlaman önemlidir. Bu yüzden sınır koyabilmek özgürleştirir.
Toplumsal değişim önemlidir.
Bireysel çabalar küçük ölçekte etkili olsa da toplum genelinde var olan cinsiyet yargıları kırılmadan köklü bir gelişme olması zordur. Eğitimde, medya kaynaklarında ve en başta ilk toplumsal ortam olan ailede cinsiyet ayrımı gözetmeksizin sınır koymanın normalleşmesi gerekir. Böylece kadınlar, kendilerini güvende hissederek hayır diyebilir; ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı olur ve şaşırtıcı bir sonuç gibi gelse de toplum genelinde huzur da artar. Bu yüzden, kadının sınır koyabileceğini sadece kadına değil, tüm topluma öğretmeliyiz.
İlgini çekebilecek kaynakları senin için derledim:
Okuma
Gilligan, C. (1982). In a Different Voice. Harvard University Press.
Hooks, B. (2000). Feminism is for Everybody.
“Kadının Adı Yok” – Duygu Asena.
Dinleme
Podcast: FemFikir (Türkiye’de kadın deneyimleri üzerine).
TED Talk: “The Power of No” – Claudia Azula Altucher.